Cenevre merkezli Birleşmiş Milletler İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu tarafından yayımlanan son BM Filistin raporu, İsrail yönetiminin hem Gazze Şeridi'nde hem de işgal altındaki diğer Filistin topraklarında ağır suçlar işlemeyi sürdürdüğünü duyurdu. Hazırlanan kapsamlı belgede, Gazze'de devam eden soykırım uygulamalarının yanı sıra Batı Şeria genelinde savaş suçları ile insanlığa karşı suçların sistematik bir biçimde icra edildiği açıklandı. Sivillerin doğrudan hedef alındığı belirtilen incelemede, ateşkes iddialarına karşın imha politikasının kesintisiz uygulandığı vurgulandı.
İncelemede yer alan hukuki tespitlere göre İsrail güçleri, Filistinli toplulukları tamamen ya da kısmen ortadan kaldırma amacıyla hareket ediyor. Raporda, "Gazze'de İsrailli yetkililer ve güçlerin Filistin halkını kısmen veya tamamen yok etme kastıyla sözde ateşkes anlaşmasından sonra dahi soykırım niteliğindeki eylemleri sürdürdükleri tespit edildi." ifadesine yer verilerek durumun vahameti gözler önüne serildi. Devlet birimleri eliyle yürütülen bu operasyonların, sivil halk üzerinde telafisi olanaksız fiziksel ve psikolojik tahribat yarattığı aktarıldı.
BM Filistin raporu ile belgelenen sistematik suçlar
Komisyonun yayımladığı BM Filistin raporu, işgal güçlerinin yalnızca Gazze ile sınırlı kalmadığını, Batı Şeria'da da çok boyutlu bir şiddet dalgası yürüttüğünü belgeliyor. İlgili metinde; Filistinlilere yönelik kasten imha, zulüm, kötü muamele, işkence, tecavüz ve üreme sağlığını hedef alan cinsel şiddet vakalarının insanlığa karşı suç niteliği taşıdığı ifade edildi. Bu tür cinsel ve fiziksel saldırıların münferit eylemler olmadığı, aksine bölge sakinlerini yerinden etmeyi, sindirmeyi ve istikrarsızlaştırmayı amaçlayan organize bir politikanın parçası olarak kullanıldığı kaydedildi.
Batı Şeria'daki koşulların 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana dramatik biçimde kötüleştiğine dikkat çekilen çalışmada, İsrail güvenlik güçleri ile Filistinlilerin mülklerini gasbeden İsrailli yerleşimcilerin eş güdümlü hareket ettiği bildirildi. Bu ortak saldırıların, Filistinlilerin ırkları, etnik aidiyetleri, milliyetleri, cinsiyetleri ve yaş grupları baz alınarak bilinçli bir biçimde planlandığı sonucuna varıldı. Böylece bölgedeki sivil halkın tüm kesimlerinin doğrudan bir yok etme ve baskılama stratejisine maruz bırakıldığı saptandı.
Batı Şeria'da hava saldırıları ve çocuklara yönelik zulüm
Rapor, Batı Şeria'da hava gücünün sivillere karşı kullanımında yaşanan korkutucu artışı somut verilerle ortaya koydu. Yapılan karşılaştırmalı analize göre, 2008 yılı ile 6 Ekim 2023 tarihleri arasındaki 15 yıllık dönemde hava bombardımanları yüzünden 6 Filistinli yaşamını yitirmişti. Buna karşılık, 7 Ekim 2023 ile 30 Eylül 2026 arasındaki süreçte düzenlenen hava taarruzlarında 254 Filistinlinin katledildiği açıklandı.
Saldırıların en savunmasız kurbanlarının çocuklar olduğuna işaret eden heyet, bu durumun planlı bir politikanın ürünü olduğunu kaydetti. Raporda yer alan tespitte, "İsrail güçleri, tıpkı Gazze'de olduğu gibi Batı Şeria'da da çocukları kasten öldürdü, fiziksel ve zihinsel sağlıklarına ciddi zararlar verdi, böylece Filistinli çocuklara karşı yaş temelli bir zulüm uyguladı." değerlendirmesinde bulunuldu. Küçük yaştaki nüfusun hem bedensel hem de ruhsal bütünlüğünün kasıtlı eylemlerle hedef alındığı böylece uluslararası kayıtlara geçti.
1967'den bu yana görülen en büyük zorunlu göç dalgası
İsrail makamlarının uyguladığı abluka, yıkım ve askeri operasyonlar, işgal altındaki topraklarda tarihi bir mülksüzleştirme sürecine yol açtı. Komisyonun ulaştığı verilere göre, Ocak 2025'ten itibaren yoğunlaştırılan askeri operasyonlar, 1967 yılından bu yana Batı Şeria'da gözlemlenen en büyük zorunlu yerinden edilme hareketini tetikledi. Yalnızca Ağustos 2026 dönemine gelindiğinde, evlerini terk ederek göç etmek mecburiyetinde bırakılan Filistinlilerin toplam sayısı 34 bin 176'ya ulaştı.
Sivil yerleşimlerin ortadan kaldırılması faaliyetleri, topraklara el koyan silahlı yerleşimcilerin uyguladığı organize şiddet dalgasıyla birleşerek çok daha yıkıcı bir boyuta ulaştı. Resmî makamların bu ihlallere karşı benimsediği kayıtsız tutumun, aslında Filistinlilerin varlığını silmeye yönelik genel bir devlet politikasının uzantısı olduğu vurgulandı. Bölgedeki sivil nüfusun barınma olanaklarının yok edilmesi suretiyle geri dönüş imkânlarının tamamen kapatıldığı ifade edildi.
Komisyon Başkanı Muralidhar: Amaç yaşam koşullarını imkansız kılmak
Soruşturmanın bulgularını kamuoyuyla paylaşan Komisyon Başkanı Srinivasan Muralidhar, İsrail'in benimsediği genel hareket tarzının arka planına dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Saha incelemelerinin sonuçlarını özetleyen Muralidhar, "Batı Şeria'da Filistinli sivillerin kasten öldürülmesi ve yaralanması, evlerinin yıkılması ve İsrail'in sorumluluğunu ısrarla reddetmesi, Filistinlileri yok etmeye, yerlerinden etmeye ve yaşamayı imkansız kılan koşullar dayatmaya yönelik daha geniş bir stratejinin parçası." ifadelerini kullandı.
Gazze'deki işgal alanının genişletilmesine de değinen Muralidhar, ordunun Sarı Hat olarak tanımladığı tampon bölgeye yaklaşan veya sınırı geçen sivillerin vurulmaya devam ettiğini hatırlattı. İsrail'in Filistin coğrafyasında mümkün olan azami toprağı ele geçirmeyi ve buna karşılık yerel nüfusu asgari düzeye indirmeyi hedeflediğini aktaran Muralidhar, bu tutumun sömürgeci politikalardan beslendiğini ve tarihsel pratiklerin devamı olduğunu dile getirdi. Heyet başkanı ayrıca, işgal yönetiminin Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme hakkını fiilen imkânsız hale getirmek için tüm meşru girişimleri engellediğini belirtti.

Yorumlar
Yükleniyor…