ABD'deki üniversite eylemlerinde öne çıkan Filistinli aktivist Mahmud Halil, sınır dışı edilmesine yol açabilecek temyiz mahkemesi hükmünün iptali talebiyle ülkenin en üst yargı mercii olan Yüksek Mahkemeye dilekçe sundu. Columbia Üniversitesinde yüksek lisans eğitimi görürken Gazze'ye destek protestolarına liderlik eden genç aktivist, Philadelphia merkezli Üçüncü Temyiz Mahkemesinin yetki kısıtlamasına yönelik kararına resmen itiraz etti. Girişim, sadece kendisinin değil, benzer hukuki süreçlerle karşılaşan çok sayıda göçmenin hukuki geleceğini doğrudan ilgilendiriyor.
Temyiz kararının gerekçesi ve Yüksek Mahkeme başvurusu
Pensilvanya eyaletinde bulunan Üçüncü Temyiz Mahkemesi, 15 Ocak tarihinde aldığı hükümle alt derece mahkemesinin kararını geçersiz kılmıştı. Söz konusu karar, göçmenlik mahkemelerindeki tüm süreçler nihayete erdirilmeden federal bölge mahkemelerinin gözaltı uygulamalarının hukuka uygunluğunu denetleyemeyeceğini öngörüyordu. Temyiz organının bu yaklaşımı, bölge mahkemelerinin yargı yetkisini sınırlandırarak aktivistin yeniden alıkonulmasının ve sınır dışı edilmesinin yolunu açtı.
Yüksek Mahkemeye iletilen itiraz dilekçesinde, göçmenlerin keyfi ve süresiz gözaltılara maruz kalmaması için yargı denetiminin hayati önem taşıdığı vurgulandı. Temyiz kararının bozulmasını isteyen Mahmud Halil, verilecek kararın Donald Trump yönetimine karşı hak arayan binlerce göçmen için de emsal teşkil edeceğini dile getirdi. Halil, bu adımın uzun süreli göçmenlik tutukluluklarının önüne geçebileceğini kaydetti.
Mahmud Halil hakkındaki suçlamalar ve gözaltı süreci
Filistin kökenli aktivistin adli süreci, Columbia Üniversitesindeki protestolara liderlik etmesinin ardından Mart 2025'te başladı. Eşiyle beraber evine girdiği sırada Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu ekiplerince yakalanan aktivistin yeşil kartı iptal edildi. Avukatı Amy Greer, müvekkilinin eşinin Amerikan vatandaşı olduğunu ve kendisinin daimi ikamet statüsü taşıdığını hatırlatarak yapılan müdahalenin haksız olduğunu duyurmuştu.
O dönemde değerlendirmede bulunan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, hükümetin yaklaşımını net sözlerle ortaya koymuştu. Rubio, "Amerika'daki Hamas destekçilerinin vizelerini veya yeşil kartlarını iptal edeceğiz, böylece sınır dışı edilebilecekler." diyerek yabancı öğrencilere yönelik sert önlemlerin süreceğini ilan etmişti. Avukatların ilk itirazları sonucunda sınır dışı işlemi durdurulmuş, suçlamaların tutukluluğu gerektirmediğine kanaat getirilerek aktivist 20 Haziran 2025'te kefalet karşılığı salıverilmişti.
Washington yönetiminin tutumu ve beklenen süreç
Mahkemenin tahliye kararına rağmen hukuki baskı sürerken, 10 Nisan'da sınır dışı hükmünün iptaline yönelik başvuru reddedilmişti. ABD İç Güvenlik Bakanlığı ise Trump yönetiminin attığı adımların anayasal sınırlar içinde kaldığını savundu. Bakanlık yetkilileri, yabancı uyruklular için vize ve oturum hakkının bir ayrıcalık niteliğinde olduğunu belirterek, Halil'e düzensiz göçmenlerin kullandığı "CBP Home" uygulaması üzerinden ülkeyi kendi rızasıyla terk etmesi yönünde çağrı yaptı.
Federal temyiz kararının ardından gözler tamamen ABD Yüksek Mahkemesinin vereceği yanıta çevrildi. Mahkemenin başvuruyu esastan incelemeyi kabul etmesi durumunda, göçmenlerin federal mahkemelerde gözaltı şartlarını sorgulama hakkı yeniden tartışılabilecek. Aksi halde, haklarındaki idari süreç tamamlanan yabancı uyrukluların sınır dışı edilme ihtimali kesinleşecek.

Yorumlar
Yükleniyor…