İstanbul’da 7 Kasım 2026’da gerçekleşen TRT World Forum 2026 kapsamında "Türkiye: Bölgesel Güçten Bölgeler Arası Bir Aktöre" başlıklı panel, Türkiye'nin bölgesel ve küresel diplomasi çerçevesindeki yeni rolünü tartıştı. Moderatörlüğünü TRT World’dan Alican Ayanlar’ın üstlendiği oturumda Malezya Başbakan Yardımcısı Ahmad Zahid Hamidi, Birleşmiş Milletler Barış Operasyonlarından Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Jean‑Pierre Lacroix, Amerikan Arap Merkezi Başkanı Farah al‑Atassi, SETA Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Direktörü Murat Yeşiltaş ve Atlantic Council Kıdemli Araştırmacısı Rich Outzen konuşmacı olarak yer aldı.
Türkiye bölgesel güç olarak diplomatik hamleleri
Atassi, Türkiye'nin ABD’nin Suriye’ye uyguladığı yaptırımların kaldırılmasını teşvik ettiğini belirterek, bu adımın Suriye’nin uluslararası bankacılık sistemine yeniden entegre olmasını ve yeni yatırım fırsatlarını doğuracağını vurguladı. "Suriye’nin özgürleşmesinden bu yana Türkiye‑Suriye ilişkileri büyük bir dönüşüm yaşadı. Artık ilişkileri geçmişin siyasi‑güvenlik kaygılarıyla değil, gelecekteki ekonomik ve stratejik fırsatlarla tanımlıyoruz," diyerek açıklama yaptı. Ayrıca, Atassi, Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi ve iki ülkenin milyonlarca dolarlık ticaret anlaşmaları imzalamasıyla bölgedeki işbirliğinin güçlendiğini, yakın zamanda imzalanan Mekke Anlaşması’nın da bu sürece ivme verdiğini söyledi.
Bölgesel güvenlik ve ABD’nin tutumu
Outzen, küresel sorunların giderek karmaşıklaştığını ve tek bir ülkenin tüm sistemi yönlendiremeyeceğini ifade etti. "ABD, küresel liderliğini sürdürebilmek için müttefiklerine ihtiyaç duyuyor," diyerek, Türkiye’nin NATO müttefikliğinin ötesinde diplomatik ve stratejik kapasitesini artırdığını, farklı taraflarla ilişkiler kurmasının ABD diplomasi çabalarına katkı sağladığını belirtti. Washington’ın yeni bölgesel güvenlik girişimlerine karşı "bekle‑gör" yaklaşımını ele alan Outzen, bu girişimlerin ABD’nin güvenlik çıkarlarıyla uyumlu olması halinde olumlu karşılanabileceğini ekledi.
BM barış operasyonları ve Lübnan’daki riskler
Lacroix, Türkiye’nin Karadeniz’deki kritik rolüne değinerek, ülkenin BM için güvenilir bir ortak olduğunu dile getirdi. Lübnan’da BM askerî gücünün çekilmesinin güvenlik ve insani açıdan ciddi riskler doğurabileceğini vurgulayan Lacroix, "Lübnan‑İsrail arasındaki Mavi Hat boyunca bir gözlem mekanizması kalmayacak, bu da bölge istikrarını tehdit edecek" dedi. Türkiye dahil uluslararası ortakların Lübnan’a insani, mali ve güvenlik desteği vermesinin önemine dikkat çekti.
Türkiye‑Malezya işbirliği ve bölgesel denge
Malezya Başbakan Yardımcısı Hamidi, iki ülke arasındaki işbirliğinin ticareti aşarak bilgi‑teknoloji transferi, eğitim ve diplomasi alanlarını da kapsaması gerektiğini vurguladı. Güneydoğu Asya’da barış ve istikrarın korunmasının önemine değinen Hamidi, büyük güçlerin ASEAN ülkeleri üzerindeki nüfuzunu sınırlamanın bölgesel denge açısından kritik olduğunu belirtti.
Arka plan ve gelecek adımlar
Panel, Türkiye’nin son yıllarda bölgesel bir güçten daha geniş bir coğrafyada etkili bir aktöre dönüş çabalarını özetledi. Mekke Anlaşması ve Mekke İttifakı gibi girişimler, Türkiye‑Suudi Arabistan‑Pakistan iş birliğinin savunma ve stratejik caydırıcılık sağlayabileceği yönündeki beklentileri ortaya koydu, ancak Yeşiltaş, bu sürecin henüz erken aşamalarda olduğunu ve zaman gerektireceğini hatırlattı. Panelin sonunda katılımcılar, Türkiye’nin BM barış operasyonlarındaki rolünün artırılması, ABD‑Türkiye diplomatik diyaloğunun derinleştirilmesi ve bölgesel güvenlik mekanizmalarının çok taraflı bir çerçeveye oturtulması için somut adımlar atılmasını önerdi.
Panel, uluslararası gözlemciler tarafından Türkiye’nin bölgesel güç konumundan bölgesel aracı bir aktöre geçiş sürecindeki stratejik yönelimlerinin net bir göstergesi olarak değerlendirildi. Katılımcıların açıklamaları, önümüzdeki aylarda yeni ticaret anlaşmaları, güvenlik ortaklıkları ve çok taraflı diplomatik girişimlerin gündeme gelmesi muhtemel olduğunu işaret ediyor.

Yorumlar
Yükleniyor…