Tıp dünyasındaki gelişmeler doğrultusunda gündeme gelen görme kaybı tedavisi haberleri, henüz klinik ve rutin uygulama safhasına geçmeden yayıldığında görme engelli bireyler arasında yoğun bir duygusal dalgalanmaya neden oluyor. Bilimsel laboratuvarlarda yürütülen çalışmaların erken evrede kamuoyuna kesin bir çözüm gibi sunulması, özellikle sonradan görme yetisini yitiren bireylerde önce büyük bir beklenti, ardından derin bir hayal kırıklığı oluşturuyor.
Henüz 11 yaşındayken ilk muayenesinde gözlük reçete edilen ve yıllar içinde onlarca hastane ile yüzlerce hekim dolaşan bir görme engellinin tanıklığı, bu haber döngüsünün perde arkasını ortaya koyuyor. Görme yetisinin belirli bir günde aniden değil, kademeli bir süreçle tamamen sonlandığını belirten birey, hem kendisinin hem de çevresinin her olumsuz test sonucunda sessiz hayal kırıklıklarıyla yüzleştiğini vurguluyor.
Görme kaybı tedavisi vaatleri ve 20 yıllık döngü
Görme engelliler camiasında 15 yılı geride bırakan kaynaklar, son 20 yıldır her üç veya dört ayda bir benzer iddiaların basında yer aldığını hatırlatıyor. Çeşitli görme rahatsızlıklarına kesin çözüm bulunduğu yönündeki düzenli iddialara rağmen, topluluk içerisinde bu yöntemlerle yeniden görmeye başlayan tek bir örneğe dahi rastlanmadığı ifade ediliyor.
Araştırma süreçlerinin uzun ve zahmetli olduğunu kabul eden uzmanlaşmış bireyler, henüz yaygın tedavilere dönüşmemiş adımların sansasyonel şekilde duyurulmasını eleştiriyor. Özellikle sosyal medyada hızla yayılan haberler, tedavi bekleyen bireylerin ertesi gün iyileşme beklentisine girmesine ve sonuç alınamadığında öfke ile yıpranmışlığa sürüklenmesine yol açıyor.
Nobel ödüllü araştırma ve yükselen beklentiler
Son dönemde beyin hücrelerinin ışık aracılığıyla kontrol edilmesini sağlayan buluşlarıyla Nobel ödülü kazanan bilim insanlarının çalışmaları, tartışmaları yeniden alevlendirdi. Söz konusu yöntemin görme kaybı tedavisi için de uygulanacağının açıklanması, görme engelli gençler arasında büyük bir heyecan dalgası meydana getirdi.
Gençlerin "Duydun mu?" diyerek birbirini aradığı süreçte tecrübeli engelliler, heyecanı yatıştırmakta zorlandıklarını belirtiyor. Henüz somut bir tedavi protokolüne dönüşmemiş araştırmaların kontrolsüzce yayılmasının, beklenen netice alınamadığında bireyleri büyük bir manevi boşluğa itmesinden endişe ediliyor.
Toplumsal farkındalık ve sokaktaki gerçekler
Tıbbi bir mucize gerçekleşse ve bireyler yeniden görme yetisi kazansa dahi, karşılaşılan tek zorluğun biyolojik olmadığı kaydediliyor. Günlük yaşamda sokakların barındırdığı tehlikeler ve diğer insanların engelli haklarına yönelik duyarsızlıkları, görme kaybından bağımsız biçimde varlığını sürdürüyor.
Bilim dünyasının insan yaşamını kolaylaştırmak için adımlar attığı bir ortamda, esas değişimin toplumsal saygı ve karşılıklı empatiyle başlayabileceği belirtiliyor. Görme engelliler, erken yayılan tıp haberlerinden ziyade günlük hayattaki engellerin kaldırılmasını ve somut, uygulanabilir tedavilerin beklenmesini talep ediyor.

Yorumlar
Yükleniyor…