Kasım 2026'da gerçekleşecek ara seçimler, ABD'nin dış ticaret politikasında belirleyici bir dönüm noktası olarak görülüyor. Başkan Donald Trump ve ekibi, seçim sonuçlarına göre daha sert gümrük tarifeleri ve geniş kapsamlı ticaret kısıtlamaları uygulamayı planlıyor. Allianz Trade'in "Economic Outlook 2026-2028" raporu, bu hamlelerin küresel ticaret savaşlarını tırmandırabileceğini öngörüyor.
Olayın Detayları ve Kronolojisi
Rapor, ABD'nin mevcut tarifelerinin 2025'te ihracat kayıplarını 74 milyar dolar, 2026'da ise 42 milyar dolar seviyelerine çektiğini ortaya koydu. Ara seçimlerden sonra ortalama gümrük tarifesi oranının yüzde 21,3'e kadar çıkabileceği tahmin ediliyor. Potansiyel yeni önlemler arasında Çin’in üretim fazlasına yönelik ek tarifeler, üçüncü ülkeler üzerinden Çin menşeli ürünlerin sevkiyatına yeni soruşturmalar ve Kanada ile devam eden ticari gerilimler yer alıyor.
Yetkililerin ve Uzmanların Açıklamaları
Marmara Üniversitesi Uluslararası Politik Ekonomi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Al, ara seçimlerin ardından ticaret savaşlarının sertleşmesinin "şaşırtıcı olmadığını" vurguladı. "Çin’in küresel ekonomideki ağırlığı artık yalnızca Washington’un meselesi değil. Pek çok ülke için üretim kapasitesi, teknoloji altyapısı ve kritik hammadde güvenliği Çin’le ilişkili," diyerek ABD'nin tarifeleri, teknoloji sınırlamaları ve vergi araçlarını bir arada kullanmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Al ayrıca, "Ticaret artık mal satışı olmaktan çıkıp kaynak, para, teknoloji ve güzergah kontrolüne dönüşüyor" ifadesiyle mevcut trendi özetledi.
Rakamlar, Etkiler ve Sektörel Yansımalar
Rapor, ABD'nin tarifelerinin 2027'de küresel ticaret büyümesinden 0,3 puan götürmesini öngörürken, son bir yıl içinde imzalanan serbest ticaret anlaşmalarının 2027'den itibaren ihracata yaklaşık 0,1 puanlık pozitif katkı sağlayacağını işaret ediyor. Avrupa ise Çin'den gelen artan ithalat ve ABD tarifeleri nedeniyle rekabet baskısı altında. Özellikle nadir toprak elementleri, güneş paneli tedarik zinciri ve batarya bileşenlerinde Çin’in payının yüzde 80‑90'ı bulduğu belirtiliyor. Asya‑Pasifik ülkeleri, yapay zeka ve yarı iletken talebindeki artış sayesinde ihracat performanslarını yüzde 10‑30 oranında artırırken, ABD ve Hollanda gibi gelişmiş ekonomiler ise tedarik zinciri çeşitlendirmesinden daha az fayda sağlıyor.
Arka Plan ve Önceki Gelişmeler
Küresel ticaret, jeopolitik gerilimler, enerji arzındaki kesintiler ve korumacı politikaların etkisiyle yeniden şekilleniyor. Çin'in düşük iç talebi ve ABD’nin tarifeleri, Çinli firmaları Avrupa ve Güney Küresel Güney pazarlarına yönlendirmiş; bu durum "China Shock 2.0" olarak adlandırılıyor ve Avrupa ekonomileri üzerinde ek baskı yaratıyor. 2025'te küresel mal ticareti hacmi yüzde 4,7 büyürken, yapay zeka talebinin bu büyümeye 4,8 puan katkı sağladığı vurgulandı. Ancak Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve devam eden ticaret savaşları, küresel büyümeden toplam 0,6 puanlık bir gerileme getirebilir.
İlerleyen Dönemde Beklenen Adımlar
Uzmanlar, ABD'nin yeni tarifelerle Çin üretim fazlasını hedeflemesinin yanı sıra, teknoloji ihracat kontrolleri ve menşe sorgulamaları gibi araçları da genişleteceğini öngörüyor. Kanada ile mevcut ticari gerilimlerin sürmesi ve Arktik bölgelerdeki kritik maden kaynakları üzerindeki rekabetin artması, ek ekonomik yaptırımları tetikleyebilir. Avrupa'nın ise üretim kapasitesini korumak için yerli üretim şartı ve kamu alımlarında öncelik politikalarını sıkılaştırması bekleniyor. Küresel şirketler, tedarik zincirlerini yeniden yapılandırmak ve yapay zeka odaklı girdilere yönelmek zorunda kalacak; bu süreç hem maliyetleri artıracak hem de yeni fırsatları beraberinde getirecek.

Yorumlar
Yükleniyor…