Elektrik tarihi, 1902 yılında Tarsus'ta kurulan küçük ölçekli üretim düzeniyle başladı. Berdan Nehri üzerindeki Bentbaşı mevkisinde bir su değirmeninden yararlanan sistem, o dönem Tarsus'un bazı sokaklarını ve sınırlı sayıdaki yapıyı aydınlatabiliyordu.

Bu ilk uygulama, elektriğin günlük yaşama girmesinin başlangıç noktalarından biri olarak görülüyor. Sonraki yıllarda elektrik yalnızca aydınlatma aracı olmaktan çıktı; ulaşım, üretim, iletişim ve kent yaşamını etkileyen temel bir altyapı unsuruna dönüştü.

Elektrik tarihi İstanbul'da yeni bir aşamaya geçti

İstanbul'da elektrik altyapısının kurulmasına yönelik ilk büyük adım 1910'da atıldı. Bir yıl sonra kurulan Osmanlı Anonim Elektrik Şirketi, kentte üretim yapma imtiyazı aldı. Hidroelektrik için uygun kaynağın bulunmaması üzerine kömürle çalışan bir termik santral kurulması benimsendi.

Silahtarağa Elektrik Santrali 11 Şubat 1914'te devreye girdi. Elektrik önce tramvaylarda, kısa süre sonra da şehrin belirli bölgelerinde kullanılmaya başladı. Yaklaşık 15 megavat güce sahip tesis, kent ölçeğinde üretim yapan ilk büyük santrallerden biri oldu. Aynı yıl abone sayısı 2 bin 55 olarak kayda geçti.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaygınlaşma

Cumhuriyet ilan edildiğinde ülkede 38 elektrik santrali bulunuyordu. Toplam kurulu güç 32,8 megavat, yıllık üretim 44,5 milyon kilovatsaat seviyesindeydi. Kişi başına yıllık tüketim ise yaklaşık 3 kilovatsaat olarak hesaplanmıştı.

Elektriğin farklı kentlere ulaştırılması, erken Cumhuriyet döneminin kalkınma hedefleri arasında yer aldı. 1925'te Adana, Artvin, İnebolu, Akşehir, Mersin ve Trabzon; bir yıl sonra da Aksaray, Ayvalık, Bursa, İzmit, Konya, Kütahya, Malatya ve Sivas elektrikle buluştu.

Ankara'da ilk üretim tesisi 1925'te Bentderesi'nde kuruldu. Başlangıçta belediye binası ile sınırlı sayıdaki eve hizmet veren sistem, kentin büyümesiyle birlikte gelişti. Ankara Elektrik Türk Anonim Şirketinin üretimi 1929 ile 1931 arasında yükselirken, abone sayısı da arttı.

Elektrik tarihi, yerel ölçekteki üretim noktalarından kent şebekelerine, ardından daha geniş ulusal altyapıya uzanan uzun bir dönüşümü ifade ediyor. Bu dönüşüm, teknolojinin yanı sıra kentleşme, sanayi, ulaşım ve gündelik yaşamda yaşanan değişimlerin de önemli başlıklarından biri oldu.