Sinop Üniversitesi mühendislik bölümü öğrencileri, nükleer enerjinin daha verimli kullanılmasını hedefleyen Enerji Çevrimi Projesi ile 21 Ekim 2026 tarihinde gerçekleşen TEKNOFEST 2026 Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması'nda enerji çevrimi tasarımı kategorisinde birincilik ödülünü aldı. Proje, denizaltıların uzun süre yakıtsız kalabilmesi, su ve oksijen üretimini kendi içinde gerçekleştirebilmesi üzerine geliştirilmiş bir reaktör‑entegrasyon sistemi sunuyor. Bu başarı, Türkiye'nin milli teknoloji hamlesine genç mühendislerin katkısını gösteriyor.

Yarışma süreci ve birincilik

TEKNOFEST 2026 kapsamında düzenlenen nükleer enerji tasarım yarışması, yerli ve yabancı takımların yenilikçi çözümlerini sergileme fırsatı sundu. Sinop Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü öğrencileri Ahmet Selim Ulutürk, Durdu Talha Kanbak, Musa Can Pınaroğlu ve Eda Efe, danışman Prof. Dr. Meryem Seferinoğlu'nun liderliğinde projeyi hayata geçirdi. Jürinin değerlendirmesinde, sistemin çoklu fayda sağlama kapasitesi ve savunma sanayine entegrasyon potansiyeli ön planda tutuldu. Takım, “reaktörümüzü denizaltı ortamına nasıl entegre edebiliriz” sorusuna bulduğu teknik yanıtla birincilik ödülünü kazandı.

Enerji Çevrimi Projesi'nin teknik özellikleri

Projede, nükleer reaktörün ürettiği enerji, denizaltı içinde su ve oksijen üretimi ile elektrik ve itki gücüne dönüştürülüyor. Prof. Dr. Seferinoğlu, "Ürettiğimiz enerjiyi daha verimli nasıl kullanırız mantığıyla ortaya çıkan projemizde öncelikle reaktörümüzü denizaltına sığacak bir şekle getirdik..." şeklinde açıklama yaptı. Sistem, denizaltının her 5‑6 günde bir su yüzeyine çıkma ihtiyacını ortadan kaldırarak mürettebatın tatlı su ve oksijen gereksinimini kendi içinde karşılıyor. Aynı zamanda elektrik üretimi, denizaltının itki sistemini destekleyerek operasyonel menzili artırıyor.

Projenin savunma sanayiine potansiyeli

Seferinoğlu, "Bu neyi sağlayacak? Gelecekte ülkemizin savunma sanayisinde çok önemli bir noktaya gelinecek çünkü yaklaşık 10 yıl hiç yakıt değiştirmeden çalışabilen, oksijen ve tatlı suyunu da kendisi üretebilen entegre bir sistemi ülkemizin savunma sanayisine katmış olacağız." diyerek projenin stratejik önemine vurgu yaptı. Uzun vadede, denizaltıların bakım periyotlarını uzatması ve lojistik destek ihtiyacını azaltması, milli savunma kapasitesine doğrudan katkı sağlayabilir. Ayrıca, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından sivil denizcilik sektörüne de uyarlanabilir çözümler sunuyor.

Gelecek adımlar ve beklentiler

Takım, proje aşamasında gece gündüz çalıştıklarını ve entegrasyon sürecinde çeşitli teknik zorluklarla karşılaştıklarını belirtti. Ahmet Selim Ulutürk, "Reaktörümüzü denizaltı ortamına nasıl entegre edebiliriz diye çok çalıştık. Enerji çevrimi tasarımını yaptık. Su ve oksijen üretimi, itki ve elektrik gücü gibi uygulamaları tasarladık." şeklinde duygularını paylaştı. Öğrenciler, projenin prototip aşamasını tamamlayıp savunma sanayi kuruluşlarıyla iş birliği içinde test aşamasına geçmeyi planlıyor. Uzmanlar, bu tür üniversite‑sanayi iş birliğinin gelecekte daha fazla desteklenmesi gerektiğini belirtiyor.

Bu gelişme, Türkiye’nin nükleer teknoloji alanındaki bağımsızlık hedefiyle örtüşürken, genç mühendislerin yenilikçi yaklaşımlarıyla uluslararası alanda da rekabet edebileceğini gösteriyor. TEKNOFEST 2026’nın bu yılki başarı hikayesi, bilim camiasının ve üniversitelerin milli teknoloji vizyonuna katkısını bir kez daha gözler önüne serdi.