Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB davasındaki savunmasına dördüncü günde devam etti. İmamoğlu, hakkındaki suçlamaların siyasi amaç taşıdığını savunurken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da yargı ve operasyon süreçleri üzerinden seslendi.
Davanın 101’inci gününde duruşma salonuna gelen İmamoğlu, yaklaşık 600 gün sonra savunma yapabildiğini söyledi. Yargılama süresinin uzunluğunu eleştiren İmamoğlu, hazırlanan iddianamenin içerik ve dili bakımından siyasi olduğunu ileri sürdü. Bu değerlendirmeler sanığın savunmasında dile getirdiği iddialar niteliğinde; mahkemenin suçlamalara ilişkin kararı henüz açıklanmış değil.
Salonda sloganlar atıldı
İmamoğlu salona girdiğinde izleyiciler kendisine destek veren sloganlar attı. Sloganlarda siyasi dayanışma, birlik ve tutuklu belediye başkanlarının serbest bırakılması talepleri öne çıktı. Duruşma güvenlik görevlilerinin bulunduğu salonda devam etti.
Savunmasının başlangıcında, böyle uzun bir sürenin ardından mahkeme önünde konuşmak zorunda kalınmamasını istediğini belirten İmamoğlu, yaşanan sürecin kendisine ve diğer sanıklara dayatıldığını savundu. İddianame için eleştirel bir ifade kullanarak metindeki suçlamaları kabul etmediğini belirtti.
İmamoğlu, yalnızca kendi dosyasını değil, son iki yılda muhalefet temsilcileri, gazeteciler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve iş insanlarına yönelik işlemleri de siyasi olarak değerlendirdi. Farklı siyasi görüşlerden ve toplumsal kesimlerden yurttaşlara hitap ettiğini söyleyerek eleştirisini geniş bir çerçevede sundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrı yaptı
Savunmanın dikkat çeken bölümünde İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a doğrudan seslendi. Yargı ve operasyon süreçlerinde kurulduğunu ileri sürdüğü yapının Erdoğan açısından da risk taşıdığını savundu. Cumhurbaşkanının ülke yönetimindeki yoğunluğu nedeniyle tüm işlemlerin ayrıntısından haberdar olmayabileceğini söyleyerek, çevresindeki karar ve uygulamaları dikkatle incelemesi çağrısında bulundu.
İmamoğlu’nun bu ifadeleri, davanın siyasi niteliğine ilişkin savunmasının bir parçası olarak kayda geçti. Cumhurbaşkanlığı veya iktidar temsilcilerinin duruşmadaki bu sözlere ilişkin yanıtı kaynaklarda yer almadı. Mahkeme heyeti savunmayı dinlemeyi sürdürdü.
Mart 2025’ten bu yana cezaevinde bulunduğunu belirten İmamoğlu, yargılama sürecine yönelik itirazlarını daha önceki savunma günlerinde olduğu gibi dördüncü günde de tekrarladı. Hakkındaki iddiaların hukuki delillerden çok siyasi hedeflere dayandığını öne sürdü.
İstiklal Marşı üzerinden “korkma” mesajı
İmamoğlu savunmasının bir başka bölümünde Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşı’na atıfta bulundu. Marşın “Korkma” sözüyle başlamasını toplumsal cesaret mesajı olarak yorumladı. Bu kelimenin 87 milyon yurttaş için ortak bir anlam taşıması gerektiğini söyledi.
Kendisinin de korkmadığını vurgulayan İmamoğlu, devlet görevlileri ve yurttaşların kanun önünde eşit olduğunu ifade etti. Duruşma salonundaki jandarma ve infaz koruma personelini örnek göstererek hiç kimsenin bir diğerinden korkmaması gerektiğini savundu.
Bu bölümde savunmasını hukukun eşit uygulanması talebi üzerine kurdu. Mahkemenin vereceği kararın adalet ilkesini temsil etmesini beklediğini söyledi; aksi durumda toplumun dayanışma göstereceğini ileri sürdü.
Yargılama devam ediyor
İmamoğlu’nun dördüncü gün savunması, davadaki suçlamalar hakkında nihai karar anlamına gelmiyor. Sanıkların beyanları, deliller ve iddia makamının görüşleri yargılama sürecinde mahkeme tarafından değerlendirilecek.
Duruşmada aktarılan siyasi değerlendirmeler ile hukuki isnatlar birbirinden ayrı başlıklar oluşturuyor. İmamoğlu suçlamaları reddederken sürecin muhalefete yönelik geniş bir baskının parçası olduğunu savunuyor. Davanın sonraki oturumlarında savunmaların ve diğer usul işlemlerinin devam etmesi bekleniyor.
Savunmada kullanılan sert siyasi ifadeler, İmamoğlu’nun iddianameye karşı hukuki yanıtının yanında genel siyasi değerlendirmelerini de içerdi. İmamoğlu, farklı parti seçmenlerini tek tek sayarak eleştirisinin yalnızca kendi destekçilerine yönelik olmadığını söyledi. Operasyonlardan etkilendiğini belirttiği meslek ve kurum gruplarını da konuşmasına dahil etti.
İmamoğlu’nun Erdoğan’a yaptığı çağrıda kullandığı “kendini koru” mesajı, savunmanın öne çıkan siyasi bölümü oldu. İmamoğlu, Cumhurbaşkanının çevresinde yürütüldüğünü ileri sürdüğü işlemlerin sonuçlarını fark etmesi gerektiğini savundu. Bu iddia için savunma sırasında yeni bir belge açıklandığına ilişkin bilgi verilmedi.
İstiklal Marşı üzerinden yaptığı anlatımda cesaret, yurttaşlık ve eşitlik kavramlarını birbirine bağladı. Devlet görevlilerinin görevlerini kanun çerçevesinde yürüttüğünü, sanıklar dahil herkesin aynı hukuk düzeninin parçası olduğunu söyledi. Mahkeme heyetinin bağımsız karar vermesi gerektiğini vurguladı.
İzleyicilerin sloganları ve savunmanın siyasi tonu duruşmanın kamuoyundaki tartışmalı niteliğini yeniden ortaya koydu. Buna karşın yargılamanın sonucu, salondaki destek gösterileri veya siyasi açıklamalardan değil dosyadaki deliller ile mahkemenin hukuki değerlendirmesinden oluşacak.
Savunmanın tamamlanmasının ardından mahkemenin duruşma takvimi doğrultusunda diğer beyan ve talepleri ele alması bekleniyor.

Yorumlar
Yükleniyor…