Toyota, Avrupa Birliği’nin otomotiv sanayisini desteklemek amacıyla hazırladığı yeni üretim ve emisyon düzenlemelerinde Türkiye’nin mevcut tedarik zincirinin dışında bırakılmaması çağrısında bulundu. Japon otomotiv üreticisi, yalnızca AB sınırları içindeki montajı esas alan “Made in Europe” yaklaşımı yerine güvenilir ortaklarla birlikte üretimi tanımlayan daha kapsayıcı bir model önerdi.
Şirketin değerlendirmesi, Avrupa Komisyonunun Sanayi Hızlandırma Yasası ile Otomotiv Paketi üzerinde çalıştığı dönemde geldi. Yeni kuralların kamu destekleri, kurumsal araç filoları, otomobil teşvikleri, yerlilik ölçütleri ve 2035 emisyon hedefleri üzerinde etkili olması bekleniyor. Nihai düzenleme henüz AB genelinde kabul edilmiş değil.
“Avrupa ile birlikte üretim” modeli önerildi
Toyota, Avrupa otomotiv endüstrisinin uzun yıllardır yalnızca birlik içindeki fabrikalardan oluşmadığını, mühendislikten parça tedariğine kadar sınırları aşan bir ağ üzerinde çalıştığını savundu. Bu nedenle “Avrupa’da üretilmiştir” ifadesi yerine “Avrupa ile birlikte üretilmiştir” anlayışının benimsenmesini istedi.
Toyota Motor Europe Başkanı ve Üst Yöneticisi Yoshihiro Nakata, şirketin altmış yılı aşkın süredir Avrupa’da faaliyet gösterdiğini hatırlattı. Otomobil, motor ve hibrit sistemlerin tasarımı ile üretiminin yanı sıra araştırma ve geliştirme çalışmalarına yatırım yaptıklarını belirtti. Avrupa’daki tedarikçilerle kurulan uzun vadeli ilişkilerin de üretim yapısının ayrılmaz parçası olduğunu ifade etti.
Nakata, şirketin Avrupa pazarında geçici bir konumda olmadığını, kendisini Avrupa otomotiv sanayisinin üreticilerinden biri olarak gördüğünü söyledi. Avrupa’nın iklim hedeflerini desteklediklerini ancak kurallar hazırlanırken tüketici talebi, teknolojik dönüşüm ve küresel rekabet koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Türkiye için Gümrük Birliği vurgusu
Açıklamanın Türkiye açısından öne çıkan bölümü, yeni yerlilik tanımının güvenilir ticaret ortaklarını kapsaması talebi oldu. Toyota, AB ile serbest ticaret anlaşması veya Gümrük Birliği ilişkisi bulunan, karşılıklılık koşullarını sağlayan sınırlı sayıdaki ülkelerin Avrupa üretim sisteminin bir parçası kabul edilmesini önerdi.
Şirkete göre Türkiye, İngiltere ve Japonya’nın dahil edildiği daha geniş otomotiv pazarı yaklaşık 31 milyon araçlık büyüklüğe ulaşıyor. Bu ölçeğin üreticilere maliyet, yatırım ve küresel rekabet açısından avantaj sağladığı belirtildi. Sadece AB içindeki nihai montaj faaliyetini dikkate alan kuralların, Avrupa’ya uzun süredir yatırım yapan şirketlere ve bütünleşmiş tedarikçilere olumsuz mesaj verebileceği savunuldu.
Türkiye’deki otomotiv tesisleri, Avrupa’daki fabrikalarla parça, teknoloji, lojistik ve model planlaması üzerinden bağlantılı çalışıyor. Toyota’nın çağrısı, bu bağlantının yeni teşvik ve kamu alımı kurallarında da tanınmasını amaçlıyor. Şirket, Türkiye dahil güvenilir ortaklarla birlikte üretilen araçların desteklerden eşit koşullarda yararlanmasını istedi.
Almanya ve Fransa uzlaşmasında Türkiye yer almadı
Çağrı, Almanya ile Fransa’nın “Made in Europe” düzenlemesine ilişkin ortak çizgi belirlediği bir süreçte yapıldı. İki ülkenin yaklaşımı, İngiltere’nin belirli şartlarla Avrupa üretimi kapsamında değerlendirilmesine olanak tanırken Türkiye için benzer bir istisna içermedi.
Fransa, geleceğin elektrikli araçlarının Fransa ve Avrupa içinde üretilmesini savunuyor. Almanya ise daha önce Türkiye gibi Avrupa tedarik ağına entegre ülkeleri kapsayan geniş bir tanım üzerinde duruyordu. Ortaya çıkan uzlaşmanın AB kurumlarındaki müzakereler sırasında nasıl değişeceği henüz belli değil.
Mevcut taslağın Türkiye’yi kapsam dışında bırakarak kabul edilmesi halinde, Türkiye’de üretilen bazı araçların Avrupa’daki kamu desteklerine veya teşviklere erişimi zorlaşabilir. Bu durum yeni model kararları ve gelecek yatırımlar üzerinde de etkili olabilir. Ancak sonuç, düzenlemenin nihai metnindeki yerlilik oranlarına ve ortak ülke koşullarına bağlı olacak.
Kamu alımlarında ortak kurallar talebi
Toyota, kamu kurumlarının araç alımlarında, tüketici teşviklerinde ve şirket filolarında ortak kriter uygulanmasını da istedi. Üretim zincirinin bir bölümünün güvenilir ortak ülkelerde bulunmasının araçları otomatik olarak destek dışına itmemesi gerektiğini savundu.
Yakıt hücreli araçlar için geçici muafiyet önerildi. Şirket, Avrupa’daki yakıt hücresi üretimi ve tedarik altyapısı yeterli ölçeğe ulaşana kadar bu araçların katı yerlilik şartlarından ayrı değerlendirilmesini talep etti. Bu yaklaşımın yeni teknolojilerin pazara girişini kolaylaştıracağı görüşünü dile getirdi.
2035 hedeflerinde teknolojik esneklik istendi
Şirket, emisyonların azaltılması hedefini desteklemekle birlikte 2035’e giden yolda tek bir teknolojiye dayalı zorunlulukların tüketici tercihleri ve altyapı gelişimiyle uyumlu olması gerektiğini belirtti. Elektrikli araçların yanında hibrit ve diğer düşük emisyonlu çözümlerin geçiş dönemindeki rolünün dikkate alınmasını istedi.
Toyota Motor Europe Kurumsal İşler Başkanı Matt Harrison, Avrupa’nın güçlü sanayi altyapısının nitelikli iş gücü ve uluslararası ortaklıklarla desteklendiğini söyledi. Pazarın dış dünyadan kopmasının ölçeği küçültebileceği ve rekabet gücünü zayıflatabileceği görüşünü paylaştı.
Düzenlemenin bundan sonraki aşamalarında Avrupa Komisyonu, üye ülkeler ve sektör temsilcileri yerlilik tanımı üzerinde müzakere edecek. Türkiye’nin kapsama girip girmeyeceği, Gümrük Birliği ilişkisine nasıl bir karşılık verileceği ve desteklerin hangi araçlara uygulanacağı nihai metinle netleşecek.
Toyota’nın önerisi, Avrupa sanayisinin korunması ile mevcut uluslararası üretim ilişkilerinin sürdürülmesi arasında denge kurulmasını hedefliyor. Şirket, koruma tedbirlerinin uzun yıllar içinde oluşan parça akışını kesmesi halinde üretim maliyetlerinin artabileceğini ve yeni araçların pazara çıkışının yavaşlayabileceğini düşünüyor.
Türkiye açısından tartışma yalnızca tamamlanmış otomobillerin ihracatıyla sınırlı değil. Avrupa’daki fabrikalara gönderilen parçalar, Türkiye’deki tesislere gelen bileşenler ve ortak model programları birbirine bağlı durumda. Yeni kuralın aracın hangi aşamasını “Avrupa üretimi” sayacağı bu nedenle yatırım kararları bakımından önem taşıyor.
Kamu alımları ve kurumsal filolar, yüksek adetli talep oluşturdukları için üreticilerin model planlamasında belirleyici olabiliyor. Türkiye’de üretilen bir modelin bu alımlardan dışlanması, aracın Avrupa pazarındaki rekabet koşullarını değiştirebilir. Toyota’nın eşit koşul talebi bu olasılığın önüne geçmeyi amaçlıyor.
Şirket ayrıca ticaret ortaklarının kapsama alınmasının sınırsız bir genişleme anlamına gelmemesi gerektiğini belirtti. Talep; anlaşma ilişkisi bulunan, karşılıklılık sağlayan ve Avrupa üretim sistemiyle uzun süreli bağlantısı olan sınırlı sayıdaki ülkeye yönelik. Böylece hem sanayi korumasının sürdürülmesi hem de mevcut ortaklıkların korunması öneriliyor.

Yorumlar
Yükleniyor…