UCM AB ABD yaptırımları kapsamında, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) idari işleyişinden sorumlu Yazı İşleri Müdürü Osvaldo Zavala Giler, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'na şirketlerin ve sivil toplum kuruluşlarının hukuki konumunu bir an önce açıklamasını talep etti.

Olayın ayrıntıları ve kronolojisi

Zavala Giler, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın Brüksel ziyareti öncesinde Politico’ya verdiği röportajda, ABD'nin UCM’ye yönelik yaptırımlarının mahkemenin günlük işleyişini zorladığını vurguladı. ABD, Kasım 2024’te mahkemenin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmasını eleştirmiş, ardından UCM Başkanı Tomoko Akane dahil yargıç ve savcılara yaptırım uygulamıştı. Bu adımlar, UCM’nin finansal ve teknolojik altyapısına doğrudan baskı oluşturdu.

Mahkeme, mevcut yaptırımlar çerçevesinde telekomünikasyon hizmetlerini bir istisna olarak görse de bu istisnanın garanti olmadığını belirtti. Zavala Giler, ABD‑li teknoloji sağlayıcılarından tamamen uzaklaşmak için altı ay, dolara bağımlılığı azaltmak için ise yirmi ay hazırlık süresi planladıklarını açıkladı. Açık kaynaklı yazılımlara geçiş, banka ilişkilerinin yeniden yapılandırılması ve ödemelerin sadece avro üzerinden yürütülmesi gibi adımlar, operasyonel riski sınırlamayı amaçlıyor.

Yetkililerin açıklamaları

"Umarım diyalog için açılan alan, Mahkemeyi korumak için bekleme süresi olarak yorumlanmaz," diyen Zavala Giler, AB’nin ABD ile diyalog önceliği vermesini talep etti. "AB Komisyonunun net bir tutum ortaya koymaması, şirketleri ve STK'ları belirsizlik içinde bırakıyor," şeklinde eleştirdi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise, "Ya UCM tehditlerine son verecek ya da biz UCM'yi ortadan kaldıracağız" diyerek yaptırımların sertliğini yineledi.

Kaja Kallas, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada, Engelleme Tüzüğü dahil tüm seçeneklerin masada olduğunu ve AB’nin yaptırımların yürürlüğe girmesinden önceki altı aylık süreci hukuki sonuçları analiz etmek, diyalog başlatmak ve çözüm yolları aramak için kullanacağını belirtti.

Rakamlar ve etkiler

Zavala Giler, yaptırımların etkisiyle UCM’nin çalışanlarının banka hesaplarını Avrupa’da açtığını ve sözleşmelerin avro üzerinden düzenlendiğini, bu sayede ABD‑li kişi ve kurumlarla finansal bağlantıların ortadan kaldırıldığını söyledi. "Bankalarımız ondalardan sadece birkaç taneye düştü," diyerek finansal altyapının daraldığını vurguladı. Açık kaynaklı yazılımlara geçiş için öngörülen altı aylık süreç, teknoloji harcamalarında %40’a varan azalmaya yol açabilir.

AB’nin Engelleme Tüzüğü, 1996’da ilk kez Küba, İran ve Libya’ya uygulanan ABD ambargolarına yanıt olarak ortaya çıktı; 2018’de ise Trump yönetiminin İran anlaşmasından çekilmesiyle yürürlüğe girdi. Zavala Giler, bu tüzüğün tekrar devreye alınmasını ve şirketlere "güvence mektupları" verilmesini talep etti. Bu adımlar, AB’nin mali egemenliğini korurken UCM’nin operasyonel istikrarını da güvence altına almayı hedefliyor.

Gelecek adımlar ve beklentiler

UCM, önümüzdeki aylarda ABD‑li teknoloji ve finans hizmet sağlayıcılarından tamamen kopmayı planlıyor. Bu çerçevede, tedarikçi denetimlerinin sıkılaştırılması ve Avrupa bankalarıyla yeni anlaşmaların imzalanması bekleniyor. AB Komisyonu ise, Engelleme Tüzüğü’nün uygulanabilirliğini değerlendirirken, şirketlere hukuki koruma sağlayacak mekanizmalar geliştirmeyi sürdürecek.

Zavala Giler, "Bu durum son derece büyük bir caydırıcı etki yarattı; Mahkeme'nin çalışmalarını desteklemeye devam etmek için hukuki korumaya sahip olup olmadıklarını bilmiyorlar" diyerek, belirsizliğin devam etmesinin uluslararası iş birliğine zarar verebileceğini belirtti. Uzmanlar, AB’nin ABD ile müzakere sürecini hızlandırması ve net bir tutum ortaya koyması durumunda, UCM’nin operasyonel risklerinin azalacağını ve adli sistemin bağımsızlığının pekişeceğini öngörüyor.

Sonuç olarak, UCM AB ABD yaptırımları bağlamında, Avrupa’nın mali ve teknolojik bağımsızlığını güçlendirecek adımları bir an önce hayata geçirmesi gerektiğini vurguluyor. AB’nin bu yönde alacağı somut kararlar, hem mahkemenin günlük işleyişini koruyacak hem de uluslararası ceza hukuku alanında bir precedens oluşturacak.